• Güçlü Çocuk

Annesi İçerde Olan Çocuğuma Karşı Nasıl Davranmalıyım

İçerik: tutuklu ebeveyn, tutuklu anne, okul öncesi, sabırsızlık, hırçınlık


Soru: “Annesi İçerde Olan Çocuğuma Karşı Nasıl Davranmalıyım? Durumu şöyle izah edeyim: Babam ve amcam Temmuz’da götürüldükten sonra; amcamın eşi, küçük kardeşimin nişanlısı ve karım geçen yıl dernekçilikten 17 Ağustos’ta alındı, 21’inde tutuklandı. Tutuklandığının ertesi günü kızımıza (11.08.2012 doğumlu ve pek inanmasam da aslan burcuna dair özellikleri bariz olarak bulunduran) her şeyi, anlayacağını düşündüğüm örneklerle anlattım. Ayrıca o tarihten beri çevremizden olup yakınları tutuklanan bayanlarla konuşurken (özellikle kızım yanımızda bizi dinlerken) onlara hep “sert” bir sabır telkin ettim. Dışarıda göz yaşı dökmeye kalkanlara “hayrola abla kocan Allah’a kafa tutan zalimlerden değilken ne demeye ağlıyorsun”, “bırakın şu arabesk şark kafalılığı”, “inanıyoruz güçlüyüz, güçlü olan ağlamaz” “ashab sefere çıkınca 6 ay gidiş 6 ay geliş 1 yıl ayrı kalırmış hangisi şikâyet etmiş” vs. gibi tatlı sert daha çok moral amaçlı ifadeler kullandım. Ailece (aileden kasıt dışarıda kalan annem kardeşim ve ben) kaderdaşlarımıza moral verirken Rabbim de bizim moralimizi yükseltti. Tabi çocuğun yanında böyle konuşunca biz büyüklerle muhabbeti açtığımızda kızım araya girip “baba biz çok güçlüyüz değil mi” “filancanın annesi ağlıyor ama ben hiç ağlamam” “baba o herif bizi mutsuz edemez değil mi” gibi (belki de bana kendini ispata çalışan) ifadeler kullandı. Hatta bir seferinde babaannem ağlayınca elini beline koyup “babaanne sen niye ağlıyorsun bakayım? Biliyorum annem hapiste diye ağlıyorsun ama bak ben ağlayacaksam içime doğru ağlıyorum yüzümle gülüyorum sen de öyle yap bakayım” demiş. Ben yine de çok defa bastırmaması için “benim yanımda ağlayabilirsin, ayıp bir şey değil” dedim ama çok yüksek ateşi olduğu bir gece hariç anne hasretinden dolayı ağlamadı. Bu arada geçen yıl kreşe gittik bayramlar geçirdik anneler günü ve yıl sonu gösterileri yaptık tabi hep annesizdi ancak hiç gariplik duy(ur)madı. Fakat hocam nihayetinde o da bir çocuk ve yaklaşık bir aydır artık sabrının tükendiğini hissediyoruz. Özlediğini çok sık tekrarlıyor ben de “evet kızım ben de çok özledim ama demek ki Allah biraz daha sabretmemizi istiyor” filan diyorum. Açık görüşlerin azlığından (2 ayda 1) çok aşırı mutsuz oluyor, ofluyor, mızmızlanma tarzında şikâyet ediyor. Mesela doğum gününe gelmesi için bu hafta eşime çok nazlandı. Pek birlikte dua etmişliğimiz yok ama annem görmüş tek başına el açmış “Allah’ım ne olur annem doğum günümde hapisten gelsin artık” diyormuş. Sonuçta da benden başka herkese hırçınlaşıyor. Kızımın bu baştaki sabrını tekrar tesis etmek için bir öneriniz olur mu?”

Cevap:

Travmatik olaylar (ölüm, ayrılık, boşanma vs.) ile karşılaşıldığında her aile genellikle ne yapacağı, çocuklarına durumu nasıl anlatacağı ve süreci nasıl yöneteceği konusunda zorluk yaşar. Bu gayet normal ve sık karşılaştığımız bir olgudur. Ateş sadece düştüğü yeri yakmadığı için travma aile içinde uzak-yakın herkesi etkilediğinden, zaten travma mağduru bir ebeveynin çocuğuna yaklaşımı konusunda yanlışlar yapması gayet tabidir. Mükemmel anne-baba olmadığından bu süreci mükemmel yöneten anne-baba da yoktur. Hele yaşanılan olaylar kendimize bile inandırmakta veya içselleştirmekte zorlandığımız tarzda hadiseler iken çocuğumuz konusunda yaptıklarımızdan dolayı kendimizi fazlasıyla suçlayıp bu suçluluk duygularının yaşam kalitemizi daha da bozmasına izin vermemek gerekir. Sizin sorunlarınıza gelecek olursak. Travmatik süreçte yanlışlar yapılabileceğini söylemiştik fakat bu yanlışlar minör yani küçük hatalar olduğu sürece problem olmaz fakat majör yani büyük hatalar bazen telafisi zor sonuçlar doğurabilir. Yaşadığımız süreçte ailelerin en çok zorlandığı durumlardan biri çocuklara dürüst olamamaktır. *“Annen ya da baban çalışmaya gitti, yurt dışında, hapishanede çalışıyor, uzakta”* gibi yanlış bilgilendirmeler çocuğun kaygısını daha da arttıracak ve ebeveynine karşı olumsuz duygulara kapılmasına sebep olacaktır. Süreçte bu majör yanlışı yapan birçok aile ile karşılaşmaktayız. Sizin dürüstçe çocuğunuza annesi ile ilgili bilgileri anlatmanız takdir edici bir davranış. Fakat şunu göz önünde bulundurmanız gerekir; çocukların travmatik olaylara karşı verdiği tepkiler biz erişkinlerin verdiği tepkiler gibi değildir, bizler gibi tepki vermelerini beklemek ve vermediği zaman da endişe duyup, bu endişemiz çerçevesinde konuşmalar yapmak doğru olmaz. Örneğin bir çocuk annesi vefat ettiğinde erişkinler gibi yas tepkisi vermez; günlerce ağlamayabilir, annesi ölmemiş gibi davranabilir, herkes ağlarken o arkadaşlarıyla oynamaya devam edebilir veya tam tersi de olabilir ve herkesten çok daha fazla üzgün-sinirli-agresif olabilir. Böylesi travmatik süreçlerde çocuğun tüm duygusal reaksiyonlarına saygı göstermek ve yönlendirme (ağlama sen artık büyüdün, zayıf insanlar ağlar, yapma üzülme lütfen... vs.) yapmamak gerekir. Siz sürecin başında “hayrola abla kocan Allah’a kafa tutan zalimlerden değilken ne demeye ağlıyorsun”, “bırakın şu arabesk şark kafalılığı”, “inanıyoruz güçlüyüz, güçlü olan ağlamaz” gibi ifadelerle farkında olmadan çocuğunuzu da yönlendirmişsiniz. Çocuğunuz da duygularını bastırarak sizi de üzmeme adına sizin gibi tepkiler vermeye başlamış. Travmatik süreçte duyguların bastırılması yani açıkça ifade edilmemesi, yaşanmaması kısa ve uzun vadede psikiyatrik bozukluklara (depresyon, travma sonrası stres bozukluğu. vs.) neden olabilir. Bu aynı zamanda sizin için de geçerlidir. Yukarda ifade ettiğiniz cümleler sizin de iç dünyanızla ilgili bilgi vermekte ve buradaki yanlış düşünceleri değiştirmek gerekir (güçlü olan insanlar da ağlayabilir, ağlamak en tabii bir reaksiyon ve çoğu zaman rahatlatıcıdır... gibi). Siz düşünce yapınızı değiştirdikçe duygu ve davranışlarınız da değişir; bu da çocuğa olumlu tesir edecektir. Bu yüzden ilk söylemlerinizi bugünden itibaren bir kenara bırakıp çevrenize daha uygun söylemlerde bulunmanız çocuğunuz için örnek olacak ve o da davranışlarını değiştirmeye başlayacaktır. İçinizden ağlamak geliyorsa ağlayın, çocuğunuz yanınızda iken bunu bastırmayın, hatta ona sarılıp ağlayabilirsiniz. Eğer o da ağlarsa engellemeyin ama ağlamayı durduran ilk kişi her zaman siz olun. “Ağlama kızım, güçlü insanlar ağlamaz” yerine “ kızım anneni ben de çok özledim, sevdiklerimizi özlediğimiz zaman ağlarız ve sen de ağlayabilirsin, ben hep senin yanındayım ve seni bırakmayacağım, inşallah annen de gelecek” gibi cümleler ile o anki hali yönetebilirsiniz. Ayrıca çocuğunuzun ara ara sevdiklerinin yanında ağlamasına da engel olmayın, ortam uygun değilse onu odanıza veya yalnız kalacağınız bir yere geçip konuşarak yine ağlamak istiyorsa engel olmadan yanında olduğunuzu hissettirerek süreci yönetin. Yine uygun olmadığını düşündüğümüz bir cümleniz daha var, onu da çocuğunuzun yaşı gereği sık zikretmezseniz iyi olur; “demek ki Allah biraz daha sabretmemizi istiyor”. Bu cümle bizim için doğru olabilir ama çocuklarda özellikle çocuğunuz yaş grubunda Allah ile ilgili olumsuz ifadelerin (Allah cehennemde yakar, Allah ateşe atar... vs.) uygun olmadığını biliyoruz. Belki cümleniz normal durumda problem oluşturmayabilir fakat bu süreçte çocuğunuz bu cümlenizden ötürü “Allah neden bize sabır çektiriyor, bizi sevmiyor mu, o kötü mü” diye düşünmeye başlayabilir. Onun yerine “Annen geçici bir süreliğine hapishanede kalmak zorunda. Annenin bir suçu yok ve bu ortaya çıkana kadar gelemeyecek. Bu da zaman alabilir. O da gelmek istiyor ama gelmesi elinde değil, elinde olsaydı mutlaka gelirdi çünkü seni çok seviyor” demek daha doğru olacaktır. Son olarak çocuğunuzun duygularını ifade etmesi için ona resim yaptırmak, beraber anneye mektup yazmak, resim ve mektubu anneye göndermek kendisini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Anneden gelen mektupları beraber okumak, o anda duygulanırsanız ve ağlarsanız bunu bastırmamak, yukarda da yazdığımız gibi beraber ağlamak rahatlatıcı olacaktır. Böylece çocuğunuz da oluşan uygunsuz reaksiyonlar azalacak, sizin ifadenizle sabrını uygun şekilde tesis etmiş olacaksınız. http://www.nasilbasederim.com

8 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör